Uçurtma Avcısı

“Hasan’la aynı memeden emdiğimizi, biliyor musun? Bunu biliyor muydun, Emir Ağa? Kadının adı Sakine’ydi. Açık renkli, mavi gözlü, Bamiyanlı bir Hazara; eski düğün şarkıları söylerdi. Aynı memeden emen insanlar sütkardeş, yani kardeş olur. Bunu biliyor muydum?..”

Geçenlerde elime bir kitap geçti: Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısı.

İsminden epey söz ettiren bir kitap olduğunu biliyordum; ama bu zamana kadar da okumak için bir hamle yapmamıştım. Meğer ne kadar da geç oldu bu kitapla tanışmam!😦

Daha ilk sayfalarındayken kitap sizi tüm gerçekçiliğiyle sarıyor, sadakatiyle yüreğinizi fethediyor, cesaretiyle dostunuz oluveriyor ve suskunluğuyla da gönül telinizi titretip sizi gözyaşlarınızla tanıştırıyor…

Dostluğun manasını, adanmışlığı, sevgiyi, fedakârlığın ne demek olduğunu, güçlü karaktere sahip bir insanın güçlüklere nasıl direnebildiğini, cesaretin en görkemli duruşunu, bir babanın oğlu için neleri göze alabildiğini ve neleri göze alamadığını, bir çocuğun ne kadar güçlü olabileceğini ya da bir çocuğun ne kadar zayıf durabileceğini, bir insanın acımasızlığını, gerçekleri veya yalanları, kaderi ya da kadersizliği, bir hayat kurmanın aslında bir umut zincirini örmek olduğunu, hatıralarıyla yaşayanları anlayabilmeyi, itilmişliğin-hor görülmenin ezikliğini ve bu kötü duyguları yaşatan insanların alçaklığını, şerefi veya şerefsizliği, vatan özlemini, hayattayken cehennemi yaşamayı ya da hayata yeniden tutunmayı anlatan bir kitaptı bu…

Bu kitabı okurken her bir sayfasında boğazınızın düğümleneceği, gözyaşlarınıza engel olabilmek için gözlerinizi kocaman açmaya zorlayacağınızı garanti veriyorum😉

Bu kitabı okudum, okurken her sayfasını ellerim titreyerek çevirdim. Bu kitabı okudum, okurken bir sayfasında anlatılanların diğer sayfasında da tahmin ettiğim gibi olmasından korkup açamadığım anlar yaşadım. Bu kitabı okudum, okurken tahmin ettiğim olayların olmasını istemediğim için ya da olmasından korktuğum için okuyamadığım zamanlar yaşadım. Bu kitabı okudum, okurken ağladım…ağladım…ağladım…

“Sokağın iki ucunda uçurtma avcıları göründü; ele geçirdikleri uçurtmaları havaya kaldırmış, zaferle dönüyorlardı.Ama hepsi de çok iyi biliyordu… En büyük ödül hâlâ havadaydı… Gözlerimi son bir saattir terör estiren hasımlarına büyük zarar veren mavi uçurtmadan ayırmıyordum… Havadaki gerilim, kanlı ellerimle çekiştirdiğim camlı ip kadar gergindi… Pozisyonumu aldım, hazırlandım… “Az kaldı Emir Ağa! Az kaldı!” diye haykırıyordu Hasan soluk soluğa. Rüzgârın sürüklediği sicim parmaklarımı bir kez daha kesti. Hasan çığlık çığlığa bağırarak kollarını boynuma doladı… Kendimi bir anda gökyüzünde buldum… Boştaki kolumu Hasan’ın omzuna doladım, olduğumuz yerde zıplamaya başladık; gülüyor, ağlıyorduk. “Kazandın Emir Ağa, kazandın!” “Kazandık, biz kazandık!”… Hasan benden uzaklaşarak “Şimdi mavi uçurtmayı senin için yakalayacağım” elindeki makarayı attı, koşmaya başladı, yeşil çapanının ucu arkası sıra karda sürükleniyordu. Seslendim: “Hasan! Getir onu!” Sokağın köşesini dönmek üzereydi… Durdu, döndü. Ellerini ağzının iki yanına götürdü:

“Bin tane iste, senin için yakalayayım!” dedi. Sonra o bildik Hasan gülümsemesiyle köşeyi dönüp gözden yitti.

Onu bir kez daha böylesine tasasız, böylesine içten gülümsemesiyle ancak yirmi altı yıl sonra, solmuş bir Polaroid fotoğrafta gördüm…,,

Eğer hâlâ okumadıysanız çok şey kaçırmışsınız demektir😉

 

About denizkizi

BenDeniz hakkında ne anlatayım ki şimdi :P Koyu bir Galatasaraylı, Bollywood fanatiği ve Kore sempatizanı, karikatür manyağı, inatçı, gözükara ve dikkafalının biriyim; deliyi adam edemesem de adamı deli ederim :P Burada sadece benimle aynı kafadan insanların olup olmadığını görmek istedim ;) Eğer yalnızsam durum feci zaten :D :D
Bu yazı Kitaplığımdan..., Uçurtma Avcısı (The Kite Runner) içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Uçurtma Avcısı için 4 cevap

  1. Ali ... dedi ki:

    Zendagi migzara!…

  2. deniz dedi ki:

    Salaamm Ali aghaa!

    “Bugün neysem, on iki yaşındayken, 1975 kışının o karanlık, buz gibi gününde oldum. Tam anını çok iyi anımsıyorum: yıkık: toprak bir duvarın arkasına çömelmiş, donmuş derenin yakınındaki dar, çıkmaz sokağa bakıyordum. Üzerinden uzun zaman geçti; ama geçmiş için söylenenler yanlış. Ben onun nasıl gömüleceğini öğrendim…” Uçurtma Avcısı’ndan bir bölüm. Yine de Khaled Hosseini ve senin yorumunun da dediği gibi: Zendagi migzara…

    Tashakor Ali agha…😉

  3. nurcan dedi ki:

    bende okudum bu kitabı. müthiş bişey. normalde kitap okurken sıkılan ben bu kitabı zevkle okudum. hatta çabucak bitmesin diye yavaş yavaş okudum diyebilirim. o derece güzel ve etkileyici. herkese tavsiye ederim.

    • denizkizi dedi ki:

      Merhaba Nurcan,
      Öncelikle sayfama hoş geldin🙂 Sürükleyici ve tasvirleri olağanüstü olan bu kitabın konusu da günümüz acı gerçeklerini yansıttığı için tabii kitap bir hayli etkileyici… Böylesine şahane bir kitabı okuyunca insan, aynı kitabı okuyanlarla kitabın kritiğini yapmak istiyor, bu nedenle sayfamdaki yorumun için teşekkür ederim😉 Aynı düşünceleri paylaşmak ne güzel😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s