Hem Ağladım Hem İzledim: I’m Sorry I Love You…

Hem ağladım hem izledim…😥 Özür dilerim; ama sanırım ben bu diziyi hiç unutmayacağım…😥

“Dizinin hastası oldum” derdim ya hep, bu sefer dizi beni hasta etti desem yeridir! Ağlamaktan gözlerim şişti, ağlamamak için kendimi tutmaktan da boğazım bitti!..😥

Ya ben kendimi biliyorum dedim, dram hiç bana göre değil dedim, olmaz, yapma dedim!.. Dedim… dedim… ama kendime söz dinletemedim😡

Nette nereyi açsam karşıma bu dizi çıktı.😕 Şöyle bir özetini okudum, yok dedim dram, ağlamak bana göre değil!

Yorumlarına da göz gezdirmeden duramadım tabii…🙄 Millet de yazmış da yazmış… Bu diziyi izlemeyen kalmasınmış da, yok efendim bu klasik olmuş da, aman kesin izleyin de gibi laflar dönüp dolaşıp karşıma geldi.😡 O yorumu kapattım bu yorumu kapattım, olmadı.😕 Bu sefer de Kore hayranlarından bazılarıyla sohbet ederken, “Yaaa sen daha izlemedin mi bu diziyi, bunu izlemeden nasıl kore hayranı olursun?..”😕 gibi birtakım küçültücü laflarla karşılaştım.👿

“Hayır, izlemeyeceğim!!!”😡 dedim ve kore dizilerinden birkaç araştırma yapıp başladım günlerce başka başka dizileri bilgisayarıma kaydetmeye… Salağım ya ben salak😡 3-4 diziyi kaydettikten sonra karşıma bir yerlerden bir şekilde yine çıktı: I’m Sorry I Love You…😐 Tamam dedim, seni de kaydedeyim bilgisayarıma, ama hiç darılma izlesem bile seni, en son sıradasın gücenmek yok!🙄 Dizi listemi açıp en sondaki I’m Sorry I Love You gözüme gözüme çarpmıyor mu!😯

Sonunda dayanamadım, ne kadar mücadele etsem de yenildim. Anlayacağınız en son izleyeceğim diziyi ilk önce izledim: I’m Sorry I Love You…😆

Gelelim benim peşimi bırakmayan ve beni kendisine hasta eden bu etkileyici dizimizin konusuna…😉

Cha Moo Hyuk (So Ji Sub): İlk başlarda gerek kekilli gibi saçları, gerek ağzında kocaman şap şap çiğnediği sakızıyla sokak köşelerinde gezinen serseri gibi görünse de sonrasında çok hassas bir kalbe sahip aşkı için ölümü göze alabilecek kadar kocaman yürekli bu adama hayran olacaksınız.😉

Ben hem hayran hem hasta oldum tabii, orası ayrı mesele :lol: Evet, bu esas oğlan, kimsesiz bir çocukken Avustralyalı bir aile tarafından evlat edilinip Avustralya’y gelir ve orada büyür; ancak bu yeni ailesi ona kötü davrandığı için sonrasında evden kaçar ve sokak serisi olup çıkar. Aklında her zaman öz annesini arama fikri vardır ve annesine hasret bir şekilde yaşar gider.

Dizimizin esas kızı olan stilist kıza aşık olur ve hitap ifadesi de sürekli “Taş Kafa”dır😀 Anlayacağınız “Taş Kafa” burada bir sevgi sözcüğü🙂

Song Eun Chae (Im Soo Jung): Çok güzel ve hoş bir kız yaa😉 İşte bu esas kızımız tatlı mı tatlı, sempatik mi sempatik🙂 Saf saf bakışları ve uçuk kaçık giyimiyle dikkatleri çekmeyi başaran bir stilisttir kendisi🙂 Stilist işte yaa dedirtecek kadar uçuk yahu😀 Kore’de ünlü bir sanatçının stilisti… Bu sanatçıya da platonik aşıktır. Bir türlü söyleyememiş ve gizliden sessizce sevmiş… Aynı zamanda bu şarkıcıyla da birlikte büyümüşler ve bu şarkıcının eli kolu her şeyi… Tabii gerçek aşkı keşfedene kadar😉 Bizim serseriye de başta ajusshi dediği için dizinin sonuna kadar da ajusshi demesi beni kopardığı anlardı😀

Choi Yoon (Jeong Kyeong Ho): İşte karizmatik saçları, sempatik tavırları ve çocukça hâlleriyle bu şarkıcmız dizinin başında tüm dikkatleri üstüne çekmeyi başarsa da sonrasında bu hareketlerinin size batacağına garanti veririm😡 Artık “Yeter yaa!” diyecek kadar olacağınız şımarık, yapışık bir velet.😀 Eun Chae’nin platonik olarak sevdiği çocuk budur işte😀 Amaa bizim bu şımarık-yapışık velet hiç tınlamaz bile bizim esas kızımızı😡 Gözü başka bir kızdadır yaaa neysee😀

Kang Min Joo (Seo Ji Yeong): İşte bizim şımarık-yapışık veledin sevdiği asıl kız budur😡 Kız gerçekten çok güzel bir kız; ama şıpsevdiliğiyle saman alevi hercai aşklarıyla meşhur başka bir sanatçıdır kendisi… Esas kızımızın da çok yakın bir arkadaşı. Fakat gezip tozmayı ve daldan dala konmayı hobi edinmiş kendisine:mrgreen:

Deul Hee (Lee Hye Young): Gördüğüm ilk andan itibaren sinir olduğum bir kadın olsa da sonrasında acıyıp kendisi için gerçekten üzüldüğüm bir hatun oldu kendisi… Bu bayan da başlarda gıcık gıcık tavırları, kulakları çınlatan naralarıyla “Yine n’oldu yaa!” dedirtecek türden hareketlerle karşımıza çıksa da sonrasında epey acıyacağınıza garanti veririm😀 Bu hanım da üstteki şarkıcımız var ya şımarık-yapışık veledin cadaloz annesi:mrgreen: Oğluyla sürekli övünen, oğlunu yere göğe sığdıramayan bir anne. Oğluna çok ama çok düşkün, öyle ki yapışık veledi de zaten anakuzusu gibi büyütmüş, şımarık bir velet oluvermiş işte😈

Yoon Seo Kyung (Jun Hye Jin): Bu da esas oğlanımızın zihinsel engelli kız kardeşi. Kimsesizler yurdundayken bir araba çarpmış ve sonrasında da bu hâle gelmiş. Dizi boyunca üzüleceğiniz ve baktıkça da hâlinize şükredeceğiniz bir kişi olacaktır kendisi…😦

Kal Chi (Park Gun Tae): Allah’ım yaaa😀 Bu ne tatlılıktır, bu ne zekiliktir, bu ne şirinliktir🙂 Dizi boyunca bu çocuğu o kadar çok sevdim ki anlatamam. Akıllı mı akıllı, olgun mu olgun, küçücük omuzlarında kocaman yükler taşıyacak kadar büyümüş de küçülmüş, annesinin hâlinden dolayı hayatı daha bu yaşında öğrenen ve ayakta durmaya çalışan çocukluğunu yaşayamadan büyük olan Kal Chi… Zihinsel engelli olan üstteki kızın oğlu Kal Chi. Yani esas oğlanımızın yeğeni🙂 Annesine bakan, annesi çocuk kendisi ebeveyn olup sanki görevleri değişmişçesine annesini de kendisini de idare eden Kal Chi…

Song Dae Chun (Lee Young Ha): Veeee esas kızımızın babası…😡 Dizi boyunca kendisine sinir olduğum başka bir kişi de işte bu adamdır. Tüm haltlar onun başının altından çıkmasına rağmen tek kelime etmeyip hâlâ efendisine saygısından ötürü susan bay ketum😡 Hayatları mahvetti salak adam😡

Kısaca dizimizin konusuna gelelim, “Kısaca mı😀 Yuh artık, kısası buysa uzunu nasıl olacak acaba?????” dediğinizi duyuyorum😆

Şımarık-yapışık şarkıcı veledin çekimleri için stilist kızla birlikte Avustralya’ya gelirler. Şarkıcı oğlan burada bizim esas kıza şıpsevdi Min Joo’yu sevdiğini söyler ve aralarını yapması için yalvarır. N’apsın bizim bu stilist kız da aşkını kalbinde saklayıp kabul eder, şımarık veletle şıpsevdi Min Joo’nun arasını yapar ve sevgili olmalarını sağlar; ancak canı sıkılır ve acil işinin çıktığı bahanesiyle Kore’ye döneceğinin yazılı olduğu kağıdı bıraktığı gibi doğruca havaalanına yol alır.

Havalanına giderken başına bir iş gelir ve valizini çaldırır, kendisini de Avustralya’nın başka bir ucunda bulur. Yolda sefil sefil gezerken bizim bonus kafalı:mrgreen: esas oğlanımızla karşılaşır. Bildiğiniz üzere o da serseri olduğu için turistlerden aşırdığı paralarla geçindiğinden stilist kızı görür ve kandırmak ister. Ona yardımcı olacağı bahanesiyle kızı bir gece kulübüne götürür, karnını doyurur, sonra da kulübün sahibine kızın haberi yokken kızı satar😡

Sonrasında pişman olur ve geri gelip kızın elinden tutuğu gibi kızı adamların elinden kurtarır.

Valizini de bulup getirir. Kız da Kore’ye geri döner. Sonrasında bizim serseri oğlanın kız arkadaşı serseri oğlanı yüz üstü bırakıp zengin bir adamla evleneceğini söyleyip çekip gider.

“Ben seni seviyorum; ama onun parasını daha çok seviyorum” der salak yaa :D Serserimiz de düğün günü gelir ve kızın elinden tuttuğu gibi gelini kaçırmak ister; fakat o sırada zengin damadın düşmanları damadı ve gelini vurmak için ateş ederler, bizim serseri oğlanımız da sevdiği kızı korumak için kıza kendini siper eder ve vurulur.

Başına aldığı kurşun beyne çok yakın bir yere saplandığı için doktorlar çıkaramaz. 6 aylık ömrü kaldığını sonrasında ölümünün de bu kurşun yüzünden olacağını söylerler😦 Sevgilisi de esas oğlanımız hastaneden çıkınca eline bolca para verir ve “Kore’ye git anneni bul” der. Serserimiz de bakar kızın döneceği yok, alır parayı ve annesini bulmak için Kore ye gider.

Bir şekilde zihinsel engelli kız kardeşini ve yeğeninin fakir evini bulur ve onlarla birlikte yaşamaya başlar.

Sonrasında annesinin zengin bir şarkıcının annesi olduğunu öğrenir ve annesinden terk edilmesinin acısını çıkartabilmek için içlerine girer.

Bizim stilist kız esas oğlanımızı görünce kendisine aşık olup taaa Koreye kadar geldiğini sanır salak😀 Şarkıcı şımarık veledin menajeri olur ve bizim stilist kıza da aşık olur😳

İşte başlar gerçek bir aşk hikâyesi😳 Öyle böyle bir aşk değildir, bambaşka bir aşk… Kendinden önce sevdiğini düşünen, onsuzken hayaliyle yaşayan, ölmekten değil sevdiğinden ayrı kalmaya korkan, sabahlara kadar başında bekleyen, benliğiyle seven, benliğini sevdiğiyle dolduran, kavuşamayacağını anlayınca yaşamaktan bile vazgeçen, gülerken gülen, ağlamaması için kalbini feda etmeye razı olan bir aşk hikâyesi…

Sonrasında hani bizim serseri güya öç alacak ya… Başka bir adam kılığına girer ve şarkıcının sevgilisini ayartır, şarkıcı bunu görür, büyük bir hayalkırıklığına uğrar.

Trafik kazası geçirir ve bu kaza sonrasında kalbi derin bir yara alır, kalp nakli gereklidir. Bu olaydan sonra da bu şımarık şarkıcı bizim stilist kıza aşık olduğunu anlar ve kızın peşini bırakmaz. Annemin bir sözü var, tam da denk geldi: “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye…”:mrgreen: Zamanında kızın sevgisine karşılık vermedi, şimdi de kızı bizim serseriden ayırmaya kalkar. Ama ne yapsa da nafile😀

Çünkü sonunda kız da serseriyi fena sever, hem de öyle böyle bir sevgi değil…😉 Fakat bizim serserinin ölüm günü yavaş yavaş yaklaşmaktadır. Burnu kanar, başı döner, bayılır, sinir krizleri geçirir…😦

Ölmek istemez; çünkü yaşamak için bir nedeni vardır artık. Ve bizim serseri ilk defa Tanrı’dan bir şey istercesine dua eder, yakarır bu dileği için Tanrı’ya:

“Eun Chae’nin kalan günlerimde yanımda olmasına izin verirsen,

kalan günlerimi bu kadınla geçirme fırsatı verirsen bana,

her şeye bir son vereceğim.

Kinimi, öfkemi bir kenara atacağım

ve

huzur içinde öleceğim.

Tanrım gerçeksen, varsan sana söz veriyorum…”

Stilist kızı her şeyden, kendisinden bile çok sever. Onsuz yapamaz hâle gelir ve bir gün kızın karşısına geçer:

“Kalbimi Yuna’ya versem benimle gelir misin?

Ben yaşarken yanımda olur musun?..

Sadece bakarım sana.

Elini tutmam, seni öpmem…

Sadece bakarım sana…

Gel bana, gel bana Taş Kafa…”

Bizim stilist kız babasıyla konuşurken bir sahne vardı. Babası bu serseri oğlandan vazgeçmesini istiyordu kızından. Stilist kız da babasına şöyle anlattı içindeki aşkın derinliğini:

Yune’yı sevdiğimde yalnız ve hüzünlüydüm.

Ama Moo-hyuk’ta bu farklı…

Böylesine sıcak ve içten duygular beslediği için

ona teşekkür borçluyum…”

Bazı sahneleri hâlâ gözümün önünden gitmiyor, kalbimi şu an bile titretmeye yetiyor. Stilist kızın şımarık velet Yune’ya sarıldığını görür bizim serseri. Kardeşi Yune’yı çok kıskanır; çünkü onun ne bir annesi ne de bir sevdiği vardır. Üstelik kendisi stilist kızı delicesine severken kız Yune’nın yanındadır. Duvarın dibine çökmüş, acıklı gözlerle stilist kıza seslenir:

“Bana sarılır mısın?

Yune’ya sarıldığın gibi sarıl bana… “

Diğer acıklı sahnede annesine seslendiği sahneydi. Gözyaşlarımı yine tutamadığım sahnelerden biri😥 Annesinin -öz annesinin- oğlu Yune için döktüğü gözyaşlarına bakar ve kendisini umursamadığını görünce içi acır, terk edilmişliğine yanar, kardeşi için bu denli gözyaşı döken annesinin kendisini neden terk ettiğini sorgular durur ve annesine seslenir içinden:

“Lütfen, Yune için döktüğün gözyaşının

milyonda birini benim için döker misin?..”

Hele kızı sırtında taşıdığı sahne yok muydu… Hem hasta hem de tüm gece kızı sırtında taşır, bunu da büyük bir mutlulukla ve aşkla yapar. Sevdiği kızın sırtında olması bile onu ölesiye mutlu eder. Onunlayken ölmeyi isteyecek kadar cesur ve aşk dolu bir kalple bağlanmıştır sevdiği kıza. Onunlayken vardır, onsuzken hiçtir:

“Keşke seni tüm gece sırtımda taşısam…

Benimle gelmek ister misin?..

Benimle gelirsen çok mutlu olurum.

Seni sırtımda taşırken ölsem keşke…”

“Ne ekersen onu biçersin…” Dizinin başından sonuna değin tekrarlanan, sürekli vurgulanan ifadedeydi: Ne ekersen onu biçersin! Her şeyin sorumlusu olan kişi, bunun karşılığını öyle bir ödeyecek ki : Kısasa kısas! “Hayatımın sonuna kadar kefaretini ödeyeceğim, Eğer bir ceza varsa seve seve buna katlanmaya hazırım…” İnsanoğlu hayatta ne yaptıysa karşılığını muhakkak alacak, bunun en güzel örneğiydi: MİSA…

Eğer ölümüne bir aşk hikâyesi, bağlılığın, kendinden önce sevdiğin insanı düşünmenin değerini görmek istiyorsanız, doğru diziyi seçmişsiniz demektir😉 Ne olursa olsun mutlaka izleyin hem de mutlaka! Keşke daha önce izleseydim, keşke bu kadar inatlaşmasaydım kendimle😦 Çok çok harika bir dizi… O kadar ağladım, o kadar yandım, yüreğim o kadar çok acıdı ki… Ama iyi ki fark etmişim bu diziyi… İyi ki izlemişim… Keşke çok daha erken tanışsaydım…

Amaaa ağlayacağınıza garanti veriyorum😥 Boğazınız düğümlenecek, kendinizi ne kadar tutsanız nafile, en sonunda benim gibi yaşlarınız boşalacak gözlerinizden😥 Ama ağlarken bile tadını çıkaracaksınız, böylesine harika bir diziyi seyretmenin mutluluğunu içinizde yaşayacaksınız… Hâlâ seyretmediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz derim😉 Hiç vakit kaybetmeden oturun dizinin başına ve anne sevgisinin, bağlılığın, varlığın ve hiçliğin, sahip olduklarınızın ve olamadıklarınızın değerini anlayın. Böylesine büyük bir aşka, ölümsüz bir sevdaya tanık olmanın mutluluğunu yaşayın. Böylesine büyük bir aşka ulaşmak… Ve duymak istenen tek söz: I’m sorry I love you…

-Bana bakmayacak mısın?..

-Uyanmaktan korkuyorum. Bu rüyadan uyanmaktan korkuyorum… Hem de çok korkuyorum…

-Bu bir hayal değil…

-Beni kandıramazsın. Her zaman hayal olmadığını söylüyorsun…

Sana baktığımda ve elini tuttuğumda beni hep arkamdan hançerliyorsun: “Eun Chae uyan! Hayal gördün!”

Ama yapamam,

sana bakmayı ne kadar çok sevsem bile…

“Sen hiç de acınacak bir durumda değilsin.

İçinde kocaman bir sevgi barındırıyorsun.

Sana ihanet eden kadın için kurşun yemeyi göze alacak kadar…

Kocaman bir sevgi…

Sen bir zavallı olamazsın… ,,

About denizkizi

BenDeniz hakkında ne anlatayım ki şimdi :P Koyu bir Galatasaraylı, Bollywood fanatiği ve Kore sempatizanı, karikatür manyağı, inatçı, gözükara ve dikkafalının biriyim; deliyi adam edemesem de adamı deli ederim :P Burada sadece benimle aynı kafadan insanların olup olmadığını görmek istedim ;) Eğer yalnızsam durum feci zaten :D :D
Bu yazı Hem Ağladım Hem İzledim: I'm Sorry I Love You, Kore Tutkusu içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Hem Ağladım Hem İzledim: I’m Sorry I Love You… için 51 cevap

  1. mevsume dedi ki:

    ben geldiiim. uzun za mandan beri uğramak nasip olmadı buralara. pek yoğunum yahu
    sanırım insanların hepsi yoğun nerede ziyaretçilerin.!! ama beni çook şaşırttınn, bu diziyi yeni izlemiş olmana üzüldüm. ilk izlediğim dizilerdendir. ama izlediğin iyi olmuş. aklıma geldikçe, müziklerini dinledikçe hüznüm daha da artıyor. ama ben ağlamamıştım. daha doğrusu ağlamamak için kendimi zor tuttum. çok fena olduğumu hatırlıyorum. so ji sub benim favorimdir.🙂 ahh ah🙂
    şimdi ise yeni dizilere yelken açamıyorum.

    • denizkizi dedi ki:

      Hoş geldin😀 İnan gözlerim seni arıyor Mevsume, geldin iyi yaptın ya😉 Ziyaretçilerim sessiz takılmayı daha çok seviyor sanırım😕 Yaaa, izledin demek, hem de ilkler arasında… Açıkçası ben cesaret edemedim, dram olmasından dolayı😦 Ama sonunda dayanamadım🙂 Ağlamadan iyi bitirmişsin diziyi, yahu ben çok fena oldum😦 Son bölümde patlama yaşadım, hıçkıra hıçkıra ağladım yaa😥 Ahhhh… Gerçekten çok etkileyici bir diziymiş😦 Diziyle ilgili resimleri görünce “Ne bu yaa, kocaman şapkalı, nasıl romantik dizi bu, komedi gibi!”😀 çeşitli söylemlerde bulunuyordum, şimdilerde diziyi izledikten sonra çok çok pişman oldum😛 So Ji Sub’un neden favorin olmuş, şimdi seni gayeeettt iyi anlıyorum😀 2. kez izleyeceğim ben de sanırım:mrgreen:

      • mevsume dedi ki:

        aslında ben you are beautfulu izlemek için oturmuş pc başına ama yanlışlıkla onun yerine bu diziyi açmışım meğer. amacımda komik birşeyler izleyip kafa dağatmaktı.🙂 ne kafa dağatması bunu izlemeye başlatınca daha da fena oldum. yoksa o psikolojiyle bu diziyi izlemek istemezdim. herşeye rağmen izlediğim için pişman olmadım.😛 bir kere daha izlesem yine kötü olacağımı bişdiğim için hiiiç izlemeye yeltenmiyorum.🙂
        merak etme benimde ziyaretçilerim sessiz takılıyorlar. onları öyle sevmek lazım.🙂 ne yapalım!🙂

  2. Filiz Nişancı dedi ki:

    Madem ki o kadar övdün ( Ki özdün diyorum çünkü dram olan bir dizi ağlatıyorsa o dizi güzel bir dizidir) bende biraz ağlayayım deyip hemen diziyi izlemeye koyulacağım.^^ Umarım dediğin etkiyi bana da yapar.. Sevgiler ^^

    • denizkizi dedi ki:

      Filiz, ooo ne güzel izle izle…😉 Ben bu diziyle “neden bu kadar geç tanıştığımı” sorguluyorum, düşün artık😉 Yapacağına eminim, diziyi bitirdiğinde etkiyi yapıp yapmadığına dair haberlerini almak isterim…

  3. mydestiny dedi ki:

    Merhaba, sanırım bloguna ilk yorumum:)) İlk izlediğim Kore dizisidir. İzlerken aynen senin gibi çok ağlamıştım. Dizi bittiğinde bildiğin bunalımdaydım😀 Hemen arkadasından coffee prince, my girl gibi komedi tarzı şeyler izledim de kendime geldim neyse ki😛 En iyiler arasındadır bu dizi benim için..

    • denizkizi dedi ki:

      Bloguma hoş geldin Mydestiny😉
      İlk izlediğin Kore dizisiydi demek? Epey iz bırakmıştır öyleyse😀 Sorma ben de kendime gelemedim😀 Üstüne romantik-komedi tarzı bir şey izleyeceğime So Ji Sub’un Road Number One’ı izledim, bunalıma tam gaz devam ediyorum şu aralar😥

      Bir arkadaşıma izlemesini önerdim, başlarda sıkıcıydı, bıraktım dedi😦 Çok üzüldüm. Böyle örnekleri görünce de dizinin seveninin az olduğunu düşünüyordum aslında. Sevenleri gördükçe sanki dizi yapımcısı gibi😀 ben de çok seviniyorum🙂

  4. mavi dedi ki:

    Misa ilk izlediğim serilerden. Ama öyle bir anlattılar ki ben ne bekliyorsam artık pek beğenmemiştim. Dram benim işim değil. Kötü sonları da sevmiyorum. Hele bi ona bi buna kayan gönüllerden nefret ederim.😀

    • denizkizi dedi ki:

      Önceden etkilemişler yaa :(( Bu nedenle beğenmemişsin Mavicim😦 Ya aslına bakarsan ben de dram sevmem, ben de kötü sonlardan nefret ederim bu nedenle de sanırım ilk ve son dramım bu olacak😀 Ona buna kayan gönüllerden nefret mi ediyorsun:mrgreen: Ben de ben de nefret ediyorum yaa😡 Hele hele deneme-yanılma yoluyla aşkı arayanlara ve maymun iştahlılara sinir olurum😡 Bu nedenle sen de esaslı dizi arıyorsun😉 Bu arada senin dizi yorumlarından hareketle dizi listemi güncelliyorum😉

      • mavi dedi ki:

        izledikçe paylaş canım. Bana da bekleriz tabi ama böyle uzunn uzun da yaz ki bizde anıları tazeleyelim^^’

  5. elif dedi ki:

    filmin sonunda kız ölüyo mu tam olarak anlayamadım

    • denizkizi dedi ki:

      Elif Hoş Geldin,
      Bu diziyi izlemedin sanırım😦 16 bölümlük bence harika bir dizi… İzlemediysen izle derim😉
      Ooo… Sonunu öyle hemencecik söylersek olur mu:mrgreen:

  6. masalevi dedi ki:

    misa benim için bir milattır, hiçbir dizi beni onun kadar etkilemedi herhalde artık etkileyemez de,, üç kez izledim üçünde de gözyaşlarına boğuldum aynı şekilde, ama hiç pişman değilim, misa bana ağlamayı da sevdirdi.. her canlı ölmeden önce bu diziyi izlemeli, sadece bunu söyleyebilirim.. çok güzel uzun uzun anlatmışsın canım eline sağlık^^

    • denizkizi dedi ki:

      Aynen Masalevi yaa😦 Ben de istemeye istemeye izledim, sonrasında tutkunu oldum😀 Sonuna kadar sana katılıyorum😉 Beğenmene sevindim canım, ben sevdiğim dizilerdeki yazımı nedense kısa tutamıyorum, valla elimde değil:mrgreen:

  7. RamazaNsheRiff dedi ki:

    izlemeyen izlesin pişman olmicaksiniz ve unutamicaksiniz😥

    • denizkizi dedi ki:

      Merhaba Ramazansheriff,
      Mesajından ötürü teşekkür ederim, hakikaten izlemeyenlerin izlemesi gerektiği harika bir dizi😥 Yalnız erkeklerin de böyle duygusal diziler ve filmler izlediğini görünce ben de çok seviniyorum yahu:mrgreen: Her zaman beklerim sayfama😉

  8. çiğdemce dedi ki:

    selammmmmmmmmmm 🙂
    blog unu şimdi buldummm…. çok güzele benzıyor henüz tam olarak gezınmedım …..sanırım bu dızıyı senın sayende bende izlicem 😛
    6. sıraya koyuyorum

    • denizkizi dedi ki:

      Bu diziyi izlemeni tavsiye ederim; ancak başlar biraz sıkıcı olabilir fakat dizinin konusuna ve başroldekilerin oyunculuğuna odaklanırsan her şey harika gidiyor😀 Şöyle söyleyeyim, bu diziyi izleyenlerin yarısı beğenmemiş, sıkıcı bulmuş; bir diğer yarısı -onun içinde ben de varım- diziye bayılmış ve bu diziyi klasikler arasına koymuş. Konusu, aktörlerin özellikla so ji sub un harika oyunculuğu ve gerçek hayatla bağdaştırıldığında duygusallığın zirve yaptığı şahane bir dizi bence😉

      Bu arada bütün bir yaz sizler için boş durmadım😀 gerçi boş durmayışım biraz da kendim için ya neyse:mrgreen: 3 ayda 4 dizi izledim ve bu dizilerden bir tanesi çok çok harika bir dizi😉 Biraz ipucu vereyim 30 bölümlük 2011 yapımı şahane bir dizi😆 O dizilerin yorumlarmla, eleştirilerimle, dizi görüntüleri, kameraarkası görüntüleri ve şarkılarıyla döneceğim dostlar😉 Birikimimi yaptım, notlarımı aldım, beni bekleyin anacim:mrgreen:

  9. Derin dedi ki:

    değişik bir film ama bilmiyorum kore hayranı değilim aslında yine de film güzeldir eminim duymuştum fakat bir de özetini okuyayım dedim🙂 güzel bir site olmuş

    • denizkizi dedi ki:

      Hoş Geldin Derin,
      I’m Sorry I Love You, nam-ı diğer MİSA 16 bölümlük Kore dizilerinden bir tanesi. Evet, inan bana süper; ama herkes de çok çok beğenmiyor. Esasında her izleyicide aynı etkiyi bırakmıyor. Bu da dizinin film tadında biraz ağır oluşundan kaynaklanıyor. Okuyarak iyi yaptın yahu😀 Teşekkür ederim, sayfama her zaman beklerim😀

  10. Emily dedi ki:

    Yaklaşık bi hafta oldu diziyi izleyeli ve hala bunalımdan çıkamadım. işe şiş gözlerle gidiyorum, millet dalga geçiyor “bu kızın derdi yok, kaşınıyor” diyorlar😀 Tarif edemeyeceğim kadar etkiledi beni dizi. ağlamaktan heder oldum, uyku uyuyamıyorum gözümde sahneleri canlandırıp tekrar tekrar üzülmekten😦
    Bi arkadaşıma özet geçtim diziyi, düşünün sadece dinledi benden; kızın gözleri doldu. Demek ki izlese o da benim gibi davul gibi şiş gözlerle gezecek. mutlaka izlenmeli bu dizi ama uyarı falan konmalı diziye bence. Bunalımdaysanız izlemeyin, intihar riski taşıyo falan diye mesela😛

    • denizkizi dedi ki:

      Hahahahaha😀 Çok haklısın Emily:mrgreen: Ben de ilk izlediğimde aynı şeyleri yaşadım😀 Dediğin gibi günlük hayatımda olmadık yerlerde o acıklı filmden kareler gözümün önüne geliyordu:mrgreen: Bütün bir hafta “leyla leyla” gezindim ortalıkta😀 Ne diyelim bizi de Misa çarptı:mrgreen:

  11. Asya dedi ki:

    bu dizi beni mahfetti diyebilirim..bi kere dizi olduğu için oturdun mu bitiremiyosun..aktif ve çalışan biri olduğum özellikle işte hep devamlarını izlemek zorunda kaldım işte başını evde izlediysem sonunu işte bitirdim falan…dram olduğu için izlerken hep ağladım.. boğaz düğümlenmesini..iş yerinde kendimi sıkıp sıkıp dakkada bir diziyi durdurup derin derin nefes almalar..ne biliyim diyelim tam ağlama doruk noktasına ulaştı koşa koşa tuvalete gidip bi güzel ağladığımı hatırlıyorum…bunun gibi bi sürrü garip şey😀 cidden onun için çok yoruldum bu tempodan film olsa hoop otur izle git bi yerde tüne ve ağla bu kadar..ama dizi oldumu olmuyo arkadaş…dram da dram…

    • denizkizi dedi ki:

      Evett yaa😦 Bir gün izlerken bir arkadaşım telefonla beni aramıştı, tam da o sırada dizinin acayip dramatik bir yerindeydim, malum zırıl zırıl ağlıyordum:mrgreen: Telefonu da açmasam olmaz, önemli olabilir diye açtım, amaa hem ağlıyorum, burnumu çekiyorum hem de konuşmaya çalışıyordum hehe:mrgreen: Anlayacağın bu dizi süresince hepimiz psikopata bağlamıştık, yalnız değiliz Asya bea😀

  12. Dünya’nın en iyi draması.

    • denizkizi dedi ki:

      Osamann arkadaşımız da bu MİSA’dan etkilenenlerden… Ama epey fazla sanırım, dramanın da hakkını vermek gerek, hakikaten kaliteli bir yapımdı😉

  13. merve dedi ki:

    yaaaa sonunda hıçkırıklar eşliğinde ağladm şimdi görünce de yine ağlamaya başladım… Hayattayken bile çok yalnızdı onu yalnız bırakamam dediği yerde gittim ben😦

  14. aysenur dedi ki:

    Dün gece bitirdim diziyi hala ağlıyorum. allahm bu neydi böyle😦😦 ölebirm şimdi yaaaa bende bu aşktan istiyorum bndeee

    • denizkizi dedi ki:

      Evveeettt Ayşenur😀 Bu belirtiler MİSAnın ilk çarpma belirtileri😀 Yavaş yavaş normale dönüyor insan😀 Bende de böyle tepkiler olmuştu ilk zamanlar hehe:mrgreen:

  15. mehmet kash dedi ki:

    öyle güzeldi ki…

    • denizkizi dedi ki:

      Kesinlikle sana katılıyorum Mehmet😉 Bu arada bizim bu şahane, efsane dizimizi fox tv’de yerlisi çekilmiş ;( Bir Aşk Hikayesi miydi adı neydi net hatırlamıyorum; biraz izledim ama hiç beğenmedim hıh ;(

  16. dıddudodamdük :) dedi ki:

    Seyretmeden heyecan bastı🙂

  17. tuba dedi ki:

    dizinin sonunda ne oluyo ?

  18. seda dedi ki:

    ah ah bende bi kaç hafta önce bitirmiştim diziyi gözlerim şiş bi şekilde😦 gerçekten süper bi dizi adını her yerde görüyodum ama sürekli erteleyip duruyodum sonunda indirdim ve izledim ama aman yarappiim o ne acıklı bişeydir öyle. normalde acıklı olsada dizi yada filmlerde ağlamazdım ben tutardım kendimi ama bu diziyi izlerken tutmadım kendimi tutamadım. gerçekten çok çok acıklıydı. sürekli ertelediğim için geç izlediğim için çok kızıyorum kendime ama olsun. izleyin, izlettirin, ağlayın, ağlattırın derim ben valla😦

  19. minire dedi ki:

    yukarıda bir arkadaş ne güzel söylemiş.’ÖLMEDEN ÖNCE HER CANLININ İZLEMESİ LAZIM’diye.2 sene oldu izleyeli.o kadar çok benimsedim k her gün inanın abartmıyorum her gün bi kaç sahnesini izliyorum.Fox ta çıkan bir aşk hikayesi dizisine lafım yok.gayet iyi olmuş.orta şeker bir dizi.Ama bu dizinin yanından geçemez bence.Biz yurtta 6-7 kişi izlemiştik.ağla ağla Allahım ne günlerdi.iyiki izlmişim bu diziyi hayata bakışınız değişiyor,şiddetle tavsiye ediyorum ama orjinalini tabiki:)

  20. fthrl dedi ki:

    Çok güzel yazmışsın öncelikle eline sağlık, ben de çok merakla izledim ama son 2 bölüm duygu patlaması oldu gerçekten tek kelimeyle inanılmazdı. İçim parçalandı ya:( Öncesinde bir aşk hikayesini her bölümünü heyecanla bekleyerek izliyordum ama bundan sonra ona sırf tekrar MISA’yı izlememek için devam ediyorum(Türk versiyonunda annesi herşeyi öğreniyor bir baba geliyor filan iyice cıvıtmaya başladılar). Özet olarak MISA is the BEST…
    Bu arada dünyanın en iyi draması olarak benim de adlandırabileceğim bu şaheserden sonra Eun-Chae’nin(Im Soo Jung) oynadığı veya onun tatlılığında duyguları iyi yansıtan biri olabilir başka drama önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim. Şimdilik izlenecek listemde şunlar var.
    A Tale of two sisters
    Ing
    love letter
    finding mr.destiny

    Bir de son bir soru internette bakınırken bu hoş bayanın bu kadar güzel rol yaparken(farklı karakterleri(şizofren, ölecek bir kız vs.) canlandırabilen) neden son zamanlarda bir çalışma içerisinde değil ve niye yeni dramalar çekmiyor. Lütfen buradan yetkililere sesleniyorum:)

    • denizkizi dedi ki:

      Hoş geldin fthrl😀
      Ne güzel anlatmışsın Misa’yla ilgili yaşadıklarını😉 Hakikaten duygu patlaması😉 Önerecek drama listem epey kabarıktır benim:mrgreen: Duygusal mı istiyorsun, romantik komedi mi yoksa macera, entrika mı😀
      Bu arada şizofren konulu bir film çok harika olurdu ve dediğin gibi başrolde de Im Soo Jung😉 Eğer böyle bir dizi ya da film çevirirse birbirimize haber verelim olur mu😀

      • fthrl dedi ki:

        Duygusal olsun 2-3 gündür göz pınarlarım kurudu ya ama olsun duygusal olsun, benim şaşırdığım bölümleri de bizimki gibi 2 saat değil çok bölüm de yapmıyorlar neden yeni yapımlarda yer almıyor acaba modellik mi ağır bastı bilemedim, şizofren filmini izlersem hakikaten kafa gidebilir, duygusal temalı tavsiyelerini bekliyorum:)

        • denizkizi dedi ki:

          Fthrl, izledin mi bilmiyorum; ama Snow Queen i sana tavsiye ederim. Aslına bakarsan ben duygusal ağlaklı dizi ya da filmlerde çok fena olduğumdan😆 pek tercih etmiyorum hehe😀 Snow Queen çok çok güzeldi😉 Ne çok ağlamıştım😦 Çok çok duygusaldı benim için😦 Film olarak da Only You (diğer adı Always) ya da A Moment to remember bende iz bırakanlardan oldu. Belki izlemişsindir ve ben boşuna yazıyorumdur böyle hevesle ballandıra ballandıra😀 ama neyse hehe:mrgreen:

          İzlemeyip Çağrı arkadaşımın tavsiyelerinden bol gözyaşı dolu olduğunu söylediği Japon dizisi olan One Liter Of Tears’ı da izleyebilirsin😉

          • fthrl dedi ki:

            Denizkızı A Love to Kill’e başladım, MİSA’dan sonra biraz vasat başladı, gerçi başı sıkıcı devamı iyi diyorlar ama göreceğiz Rain bir So Ji Sub değil tabii, iki dizideki kızların performansları aynı gibi ama Im Soo Jung daha bir çocuksuydu değişik işte:)

  21. Necro dedi ki:

    Bir aşk hikayesi bu diziden uyarlamaymış yaa 😮😮

    • denizkizi dedi ki:

      Çoğu Türk dizileri ve filmleri zaten çakma😀 Evet, Bir Aşk Hikayesi adlı dizi I’m Sorry I Love Youdan alınarak yapılmış, esinlenerek demiyorum; çünkü hepsi aynı😀😀

  22. ceylan dedi ki:

    Bu diziyi izlemeye başladim. Ben bir aşk hikayesi dizisinin hayraniyim. Bu dizinin orjinali yani l m sorry l love you dizisi. Tek dugumlendim. Bir aşk hikayesinden de güzel. Bir şey diyemiyorum. Esas oğlan Korkuttan da sert. Ona da bir yer de hak vermeye çalişiyorum. Çok guzel😂

  23. Seda dedi ki:

    Biraz eski bir yazı cevap verirmisin bilmiyorum ama 2 dakikanı ayırıp cevaplarsan Mutlu olurum😊 Hani şu final sahnesinde kız hayatımda ilk kez kendim için bişey yapıyorum dedi ya ordan hiçbirşey anlamadım ne demek istiyor ki?

    • denizkizi dedi ki:

      Merhabalar Seda,
      O sahne tam olarak neredeydi bilemedim, birkaç sahne geldi aklıma, bunlara göre de düşünecek olursam yorumum şu: tercihini anlatmak istedi sanırım. Hani hep başkalarını mutlu etmek için oradan oraya savruluyordu. Pop Star şımarık oğlan ne derse yapıyordu, yok efendim şu kızla aramı yap, yok efendim annem kızdı bana idare et ;( Y ada annesi sürekli yeni görücüler hazırlıyordu, ailesine karşı gelmiyor gidiyordu salak salak tiplerle buluşmaya :)) Sonunda herkese karşı geldi, ailesine, pop stara, kız arkadaşına… Her şeyi bir kenara bırakıp esas oğlanımızın son günlerini yanında geçirmek ve en sonunda da sonsuza dek onunla olmak istedi… İşte bu onun ilk kexz kendisi için yaptığı bir şeydi…😉 Ben böyle anladım Sedacım, senarist ve oyuncular bende bu tesiri bıraktı🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s